Üyelik Girişi
Ürün ve Hizmetler
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret22640

Hülya Aslan

Hülya Aslan
hulyaaslan1955@hotmail.com
Siz Beni Terörist mi Sandınız?
04/04/2016

İstanbul’ da yaşıyorum da İstanbul’u yaşayamıyorum, oysa ne ümitlerle gelmiştim bu şehre güneydoğunun başkenti Gaziantep’ten dünya kültür sanat şehrimiz, masal İstanbul’umuza tayin istediğimde; sürgün mü edildin, neden İstanbul o şehirde yaşamak için evin, araban olmalı, gariban memur perişan olursun gitme demişlerdi. Gerçi taşı toprağı altın sayıldığı zamanlar değildi fakat yine de İstanbul’du işte. Güneşin doğuşunu Beylerbeyi’nden, Gün batımını Üsküdar akşamlarından seyretmeli, yıldız yokuşunu tırmanıp semaya merdivenle çıkar gibi yükseğe çıkmalı, yedi tepeli şehrin tepelerinden, Haliç’i Marmara’yı, tarihi yarımadayı seyr-i sefa etmeli ve yorulduğuma değdi demeliydi kişi.

Tarihi saraylarını, camilerini, müzelerini, gezmeli o çağlara uzanıp ben işte bu imparatorluğun, bu şerefli ecdadın torunlarındanım diye haklı bir sevinç ve onurla mutlanmalıydı.

Heyhat! Bugün beton şehir İstanbul’un bin bir gökdelen tepesi yanında o eski tepeleri tümsek kalmışlar, manzarasını da beton perdeler kapatmış, turizm şehri değil turistlerin şehri olup, iki yakası bir araya getirilmek üzere firkete babında köprüleriyse deniz üstü çatıları sayılabilir.  

ÜZME BENİ İSTANBUL

Ünlü mekânlarını gezemesem de

Piyer Loti’de şiir yazamasam da

Başına gelecekleri sezemesem de

Üzme beni İstanbul, bu gönül sende

 

Feleğin düzenini bozamasam da

Çevreyi kirletene kızamasam da

Terk-i diyarın olup tozamasam da

Üzme beni İstanbul, bu gönül sende

 Bu kaçıncı kez böyle hayallere dalıyor ineceğim durağı geçiyorum,  farkına vardığımda hep geri dönüyorum, sana senin güzelliklerine döner gibi. Üzme beni İstanbul, gönlümün sultanı, saray İstanbul. Seni hep hayal mi edeceğim ne olur birazda gerçeğimde ol, kral İstanbul.

    Derken otobüsün orta kapı penceresi önündeki boşluğa baka kalıyorum, patlayıncaya kadar içine tepiştirilmiş eşyasıyla, kocaman beyaz torba, daha doğrusu çuval, yan yatırılmış halde bana günaydın diyor, O asil hayallerimden pat diye gerçeğin ortasına düşmek bu olsa gerek. Başında da takım elbiseli, eli yüzü düzgün cep telefonuyla Kürtçe konuşan bir adam,’’Selavke, ser sera ser çava(Selam, Başım gözüm üstüne) hem çuvala hem adama nasıl bakmışsam artık bana doğru yaklaşıp hanımefendi ben Kürtçe söylüyorum diye siz beni terörist mi sandınız? Demez mi. Korkudan dudağım uçukladı inanın.

 Yahu çuvalda ki bomba olsa böyle aşikâr olmaz, terörist de siz gibi takımlı beyefendi olmaz ben sadece belediye otobüsleriyle insanların taşındığını düşündüğümden, görüntünün güzelliğine takılmış olmalıyım diye, sessiz cevabımı yutkunup, hemen cevap verdim; rica ederim beyefendi, ben Kürtçe anlıyorum sadece çuval çok büyükte dedim ikimizde güldük ya, ikimizde yalan söylüyorduk. O  Kürt olarak potansiyel suçlu sanılmanın ezikliğini  çok derinden hissediyor bense acaba bombamı, hem de Kürtçe konuşuyor şüphelerimi bastırıp adamla sohbet etmeye çalışıyordum.

16 yıl güneydoğuda Milli Eğitim Müdürlüğü’nde memur olarak görev yaptım Kürtçe anlıyorum sadece bu kadar büyük çuvalın belediye otobüsünde taşınmasını abes buldum deyince, beyefendinin çok hoşuna gitti. Hemen Diyarbakırlı olduğunu söyledi. Yolcuyla tanışmayı, söyleşiye çevirmiştim, ben yerel basında yazmaya çalışıyorum,  bu otobüs yolculuğumu yazacağım dedim. Gazeteci misiniz aaaa bak bacım ben Diyarbakırlıyım hemma  1980 den beri çıkmışım. İzmir’de kalıyordum, bizim çocuk İstanbul da hukuk okudu, şimdi ben ona burada güzel bir köfteci  ‘İZMİR KÖFTE’  tükeni (Dükkan) açmışım buyuruniz beklerim. Elbette hayırlı olsun fakat neden dükkânın adı Diyarbakır değil de İzmir? Gülüyor gelmezler müşteri gelmez.

 Diyarbakır’ın mert, misafirperver, paylaşımcı can dostluğunu

 Nesimi (?-1404):

Süleyman Nazif (d. 29 Ocak 1870, Diyarbakır – ö. 4 Ocak 1927, İstanbul), Türk aydın, şair, yazar ve devlet adamı.

Faik Ali Ozansoy (1875-1950): (d. 10 Mart 1876, Diyarbakır - ö. 1 Ekim 1950, Ankara), Türk bürokrat, eğitimci ve şair.

Ziya Gökalp :  (d.23 Mart 1876’da Diyarbakır-Ö. 25 Ekim 1924 İstanbul) düşünür, yazar, siyaset adamı

Cahit Sıtkı TARANCI:(4 Ekim 1910, Diyarbakır - 13 Ekim 1956, Viyana), Türk şair, yazar.

Sezai Karakoç (22 Ocak 1933, Ergani, Diyarbakır), Türk şair, yazar, düşünür ve siyasetçi.)

Gibi bu toprağın bağrında yetişmiş müstesna kişileri sayarak, Diyarbakır’ın tarihi asil görkemini anlatmaya çalışıyordum. Adam iç geçirip o sizin anlattıklarınız arşivde kaldı, bende memlekete haber gönderdim akrabalarımdan Diyarbakır’ın eski siyah beyaz fotoğraflarından istedim. Burada evimin duvarına asacağım şimdi ne o Diyarbakır var ne de sizin saydığınız adamlar kaldı.

    Bakar mısın şu hırpani çuvalın hatırlattıklarına sanki açıldı da içindeki hatıralar ortalığa saçıldı bende bir bir topluyordum, çuval belki de genç birinin hayallerini umutlarını taşıyordu sahibini bir görebilsem! Merakımı rahatlatacağım ancak hala görünürde kimse yok. Boynuma dokunan fırtına şeklindeki klimayla üşüdüm eve gidinceye kadar boynum tutulacak kaygımla sesimi kaptana duyurmak istedim, önümde ayakta duran gençlere seslendim lütfen klimanın ayarını düşürsünler söyler misiniz.  Kulakları telefon mikrofonlarıyla tıkalı gençler beni duymamış sesim onlara çarpıp bana geri dönmüştü, hatta çoğunun gözleri kapalıydı, oturanlar yer vermemek üzere uyur rollerindeyken, ayaktakiler yorgunluk sendromuyla göz kapaklarını düşürmüş ayakta uyuyorlardı.  Çuval benden başka kimsenin umurunda değildi, ne yazık duymayan, görmeyen, konuşmayan günümüz teknoloji gençliği sosyal anlamda kısır döngüye girmiştiler. Kendi dünyalarında yaşıyorlardı.

   Bu güzergâhta turistler yoktu bizler Türk, Kürt, Arap hepimiz sanki toplanma kampına doğru gidiyorduk. İstanbul ah İstanbul mülteci barınağı sığınmacı durağı kendinde kaybolmuş beton şehir,  çilemsin.

       Yolculuğumuzun sonuna doğru genç esmerce delikanlı kendi- kendine söylenerek çuvalı omuzlarken yine başıma kaldı diyordu, muhtemel mülteciydi e tabi ki de Suriyeli. Kısaca hayallerini, umutlarını değil de birilerinin günahını taşıyordu çuval çuval. İnsanlık dramımıza mı üzülsem yoksa bombayla karşılaşmadığıma mı sevinsem bilemedim. Bu günde İstanbul’da, İstanbul’u yaşayamadan ve dışarı çıktığıma bin pişman eve döndüm.    

Artuklu HaberAjansı: Hülya ASLAN



Paylaş | | Yorum Yaz
453 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Aslında Biz;Ana Karnından Mezara Tutukluyuz Hepimiz - 17/02/2016
ASLIN DA BİZ; ANA KARNINDAN MEZARA TUTUKLUYUZ HEPİMİZ. 1970 ‘ li yıllar da Güneydoğu’nun Vad-i Leman(Adıyaman-Güzel Vadii) denilen güzel şehrin de, devlet memuruydum, gündüzlerim büroda dört duvar arasında daktilo şıkırtısı ile,
Yine mi Savaş? Usandım Arkadaş - 13/01/2016
Gaziantep şehrini; tarihin her dönemin de kültür ve ticaret merkezi yapan “İpek Yolu”nun Ordu Caddesindeyim. Yine bu sabah Milli Eğitim Müdürlüğü’ndeki görevime yürüyerek gidiyorum.
Bab-ı Ali Yokuşu Nereden Başlar? - 23/12/2015
Eğer biri bana sorsa ki "Hülya Bâbıâli Yokuşu nerden başlar?" Ona derim ki; yazar olmak istediğin yerden başlar…