Üyelik Girişi
Ürün ve Hizmetler
Takvim
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret24429

Ünal KAR

Ünal KAR
Bir yüreğin kaç yarısı olur?
23/12/2015

Duygu dünyamız çelişkiler ile çalkalanır mı sürekli? Bu çalkantılar kişiliklerimizin yansıması mıdır?

Gülümsediğimizde farklı, ağladığımızda farklı, hüzünlendiğimizde farklı, öfkelendiğimizde farklı kişiler mi oluruz?

Davranışlarımız neyin yansımasıdır?

Aynı yüreğin hem sevgiyi hem de nefreti birlikte yaşatıp büyütmesi mümkün mü?

Bilmediğimiz görmediğimiz sahiplenmediğimiz olguların bizlere etkisi hangi gücün elinde?

Tün benzeri soruları artırabiliriz. Peki, tüm bu farklı davranışlar farklı bir kişilik yansıması mıdır yoksa kişinin olaylara tepkisi midir?

Bu davranışlar farklı kişilik yansımaları ise aklımız duygularımız hangisinin etkisinde kalmalı veya karşımızdaki insanlar hangi kişiliğimizle muhatap olmalıdır?

Son zamanlarda o kadar çok kişilik sorunları yaşamaya başladık ki toplum olarak hem kendimiz hem etrafımız artık birbirini algılamayan birbirine karşı duyarsız insanlarla dolmaya başladı.

Farkında olmadan birileri iç dünyamıza girerek kişiliklerimizi mutasyona mı uğrattı ve mevcut kişiliğimizi kopyalayarak farklı kişilikleri içimize enjekte mi ettiler?

Aynı anda bir yanımız ağlarken diğer yanımızın aldırmaz tavırlarla kahkaha atması ne kadar normal bir davranış olabilir ki?

Aynı derecede iki olayı farklı yorumlayıp farklı resimler ortaya koyabilmemiz ne kadar insancıl?

Eskiden bir olaya tepki verirken tüm benliğimiz ruhumuz beynimiz tek bir kişilik olarak ortaya çıkarken ne değişti de şimdi bir sürü kişiliğin etkisi altındayız.

Doğru her zaman birdir derdii büyüklerimiz. Şimdi onu söyleme lüksümüz bile kalmadı. Ortada bir elma ağacı bulunuyor ve ağaç elma meyvesini vermiş olduğu halde bile yeminler ederek bu ağacın kavak ağacı olduğunu söyleyebiliyoruz.

İşin içinden çıkma noktasında değilim. Âcizane kafamda bir sürü sorgu beni allak bullak ediyor.

Bu kadar çok kişilik ile yaşarken kendimizle sürekli çelişkiye düşen kendini anlamayan birisi başkasının kendisini anlamasını nasıl bekleyebilir?

Bir gün önce söylediklerimizi bir gün sonra yine kendimiz etkisiz kılacak söylem ve davranışlar içerisinde olursak sorgularımızda haklılığımızı öne çıkarmaz mı?

Biz kimiz ve bu noktaya nereden ve nasıl geldik bilmiyorum. Genetik kodumuz mu buydu yoksa genetik kodumuz değişime mi uğradı takdir sizlerin.

Tüm sorguları şöyle beynimizin bir köşesine koyalım.

Elimize bir fener alalım.

Neden mi?

Çünkü bana göre hiçbirimiz biz değiliz. İçimizde ne olduğu belirsiz kişilikler esas benliğimizi derinliklerimize bir yerlere gömmüş durumda. Onu bu karanlıkta bulmak, çıkartmak ve yaşatmak için gerekli o fener.

Çok daha fazla gecikmeden, şimdi.

Rabbim yardımcımız olsun…



Paylaş | | Yorum Yaz
784 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Söz ve Öz - 09/07/2015
Söz olabildiğince özgün ve hür bir o kadar da özgürlüklere ve kişiliklere saygılı olmalıdır.
Hırs - 06/07/2015
Gözlerim öyle ağır ki bugün güneşin tebessüm eden yüzüne açamıyorum. Bu ağırlıkla baş başa kalmanın verdiği ezikliği hissediyorum. Anlaşılan o ki görmüş olduğum rüyanın etkisi üzerimde ve beni hala hırpalıyor.
Dağ Evi - 02/07/2015
Bir dağ evinde sabahladım dün gece. Meşe kütüklerinin sobada yanması ile ortaya çıkan alevlerin raksını seyrettim
Sevgi - 02/07/2015
Anlat bana sevgiyi anlat, anlat bileyim, Duymak bilmek isterim bunun büyüsü nedir? Mutluluk veriyorsa versin ben de güleyim, Tutulur mu avuçta söyle ölçüsü nedir?